Ankara 1, İstanbul, Samsun, Van, Sakarya ve Tekirdağ Şubelerimize İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Semineri Düzenlendi
|| Sayfayı Paylaş ||
|| Sayfayı Yazdır ||

Ankara 1, İstanbul, Samsun, Van, Sakarya ve Tekirdağ Şubelerimizin Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu Üyeleri, temsilci ve üyelerimizin katıldığı İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Semineri 20-24 Mayıs 2016 tarihlerinde yapıldı. Antalya Grand Haber Otel'de gerçekleştirilen eğitim seminerine Sendikamızın 230 üyesi katılım sağladı.

TÜM FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Seminere TÜRK-İŞ Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve Koop-İş Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alemdar, Koop-İş Sendikası Genel Sekreteri Metin Güney, Genel Mali Sekreteri Ahmet Karaman, Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Osman Aksoy, Genel Eğitim Sekreteri ve Ankara 1 Nolu Şube Başkanı Murat Türkekul, İstanbul Şube Başkanı Aziz Hacısalihoğlu, Sakarya Şube Başkanı Şevket Ulusinan, Samsun Şube Başkanı Fati Köymen, Van Şube Başkanı Ayhan Özbek, Tekirdağ Şube Başkanı Ziyanur Üzmez ile şubelerimize bağlı illerden gelen temsilcilerimiz ve üyelerimiz katıldı.

Seminerin açılışında Genel Başkan Eyüp Alemdar bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

20 gün önce, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününü, emeğin bayramı, 1 Mayıs’ı kutladık. Başta kitlesel bir miting düzenlediğimiz şehitler diyarı Çanakkale olmak üzere, ülkemizin her köşesinde, yoksulluğa, sömürüye, adaletsizliğe,  sendikasızlaştırmaya karşı çalışanların taleplerini dile getirdik. İnsan onuruna yaraşır çalışma koşullarının sağlanması ve insanca bir gelir için, alanlarda, işyerlerimizde omuz omuzaydık. Gücümüzü pekiştirmek, mücadele azmimizi geliştirmek için birlikteydik. Çünkü yaşadığımız dünyaya baktığımızda, küresel sermayenin kar hırsı, insanı insan olmaktan çıkarıyor. Emekçiyi köle haline getiriyor. Tüm dünyada uygulanan sosyoekonomik politikalarla kiralık işçilikle, özel istihdam bürolarıyla, taşeronlukla işçiyi köle, emeği esir etmek istiyorlar. Bu politikalar yalnızca ülkemizde de değil, Avrupa ülkelerinde bile uygulanıyor. Her yerde ortaya çıkan sonuç aynı, insanlar esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm ediliyor. Adaletsiz gelir dağılımıyla, düşük ücret politikalarıyla eziliyor. İşte bakın ülkemizde de emekçiler kayıt dışı koşullarda taşeron, 4/c ya da yeni adıyla özel statülü memur adı altında, özel istihdam büroları aracılığıyla, esnek, kuralsız ve güvencesiz şekilde çalıştırılıyor. Kıdem tazminatı hakkımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Ülkemizin her yanında iş cinayetleri işleniyor. Bunlar yalnız fabrikalarda, tezgah başında çalışanlar için değil, hepimiz için büyük bir tehlikedir. Hangi işi yaparsak yapalım, nerede çalışırsak çalışalım, ister madende yerin altında, ister bir fabrikada tezgah başında. İsterse temiz, düzenli bir büroda, nerede olursak olalım, hepimiz işçiyiz. Sorunlarımız bir, kaderimiz ortak. Bu saldırılar yalnızca birimize değil, hepimize. O nedenle, sendikal mücadelede yaşadığımız sorunları hepimiz yakından bilmek zorundayız. Bildiğiniz gibi, kamuoyunda kiralık işçilik olarak bilinen yasa, meclis Genel Kurulunda kabul edildi. Bu yasa, yeni bir çalışma değil. Daha önce de yasalaştırılmış, ancak önceki Cumhurbaşkanımız tarafından veto edilmişti. Bunda TÜRK-İŞ’in girişimlerinin, çabalarının payı büyük olmuştu. O günlerden bugüne kadar, bu yasaya hep karşı çıktık. Kamuoyunu uyarmaya çalıştık. Bu düzenlemenin, işçi simsarlığını getireceğini, işçilerin köle gibi çalıştırılacaklarını söyledik. Ülkemizde yaşanan terör olayları ve diğer siyasi gerginlikler nedeniyle, sesimizi yeterince duyuramadık, kamuoyu oluşturmakta başarılı olamadık.

Ancak yasa, Komisyondan çıktığı halinden oldukça farklı bir biçimde yasalaştı. Çünkü biz TÜRK-İŞ olarak çok çaba gösterdik. Siyasiler nezdinde her türlü girişimde bulunduk. Yasa tasarısının bazı maddelerini metinden çıkarttık, bazılarının biçimini değiştirttik. Sabahlara kadar Meclis çatısı altında mücadele verdik. Ancak bu kadarını yapabildik. Yasa Meclis’te kabul edildi, resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Şimdi birtakım şirketler kurulacak, bu şirketler, her işkolundaki işçilerle sözleşme yapacak, sonra da onları kiraya verecek. Ne yazık ki ülkemizde, o hep dile getirdiğimiz kölelik düzeni kurulacak. Bu işçilerin sendikası, toplu sözleşmesi olamayacak. Başından beri söylediğimiz ne varsa, hepsi gerçekleşecek. Geçmişteki amele pazarlarının yerini, modern kölelik sistemi alacak. Şimdi önümüzde yeni bir sınav var. Bu kez de son kalemize, kıdem tazminatı hakkımıza saldırılıyor. Hâlbuki Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakan olduğu dönemde açıkça ifade etmişti. “İşçi ve işveren kesimleri anlaşmadıkça, bizim kıdem tazminatıyla ilgili bir girişimimiz olmayacak” demişti. Ancak görüyorsunuz, kıdem tazminatı konusu gündemden hiç düşmüyor. Yine kapalı kapılar ardında planlar, projeler hazırlanıyor. Buradaki gerçek amaç, söylendiği gibi herkesin kıdem tazminatı alması değil, kıdem tazminatı hakkımızı budamaktır. İşveren örgütlerinin gerçek amacı 30 günlük brüt ücreti 14 güne ya da 18 güne düşürmektir. Sonra da işçileri, bireysel emeklilik şirketlerinin kucağına atmaktır. Önceden kıdem tazminatı fonundan söz ediliyordu. Şimdi o da değişti. İşçinin bireysel fonu olacak diyorlar.


Yaşanan bunca deneyime rağmen, bunca komediye rağmen, Konut Edindirme Fonuna, Tasarrufu Teşvik Fonuna, oralarda yaşanan rezaletlere, hatta İşsizlik Fonuna rağmen, bunlara paranızı emanet eder misiniz? Yılların alın terinden biriktirdiğiniz kıdem tazminatınızı bunlara emanet eder misiniz? Bunlar yıllarca fon diye diye bizim paralarımızı çarçur edenler değil mi? Aradan yıllar geçince elimize üç kuruş tutuşturanlar bunlar değil mi? İşsizlik Fonundaki paralarımızı amacı dışında kullananlar bunlar değil mi? Biz bunlara neden güvenelim… Böyle bir komediye izin mi verelim? Buradan yetkililere sesleniyorum. Bütün işçilerin kıdem tazminatı hakkından yararlanmasını, gerçekten istiyorsanız, o zaman örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırın. Sendikanın olduğu yerde, tüm çalışanlar her hakkını kuruşuna kadar alır. O zaman herkesi sendikalı yapalım, herkes hakkını alsın. Tüm çalışanlar kıdem tazminatından yararlansın diyorsanız, gerçekten samimiyseniz. Bir yıl şartını kaldırın, işçilerimizin çalıştığı süre kadar tazminat almasını sağlayın. Bütün çalışanları kayıt altına alın. Herkes sosyal güvenlik şemsiyesi altında olsun. Vergi adaleti sağlansın, hem devletimiz kazansın, hem emekçiler kazansın, böylece, Anayasamızda yazan o sosyal devlet ilkesi hayata geçsin” dedi.

Eğitim Seminerde “İş Sağlığı ve Güvenliğine Sendikal Yaklaşım” sunumunu Özcan Karabulut yaptı. AGHH Meslek Hastalıkları Eğitim Kliniği Uzman Doktoru ve Eğitim Görevlisi Cebrail Şimşek “Meslek hastalıkları ve İşle ilgili hastalıklar” ve “iş kazaları” adlı sunum gerçekleştirdi.

Türk-İş Sosyal Güvenlik Uzmanı Celal Tozan, “Sosyal Güvenlikte Gelişmeler ve SGK Uygulamalarında İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları”, İstanbul Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sayım Yorgun “İşyeri Sendika Yönetici ve Temsilcilerinin Yasal Konumu, Görevi ve Sorumlulukları” başlıklı bir sunum yaptı. 

Eğitimlerin ardından Genel Yönetim Kurulumuz tüm şubelerimize bağlı üyelerimizle ayrı ayrı toplantılar gerçekleştirerek görüş ve önerilerini aldılar.

Koop-İş Sendikası

Basın Bürosu



Haber tarihi: 02/06/2016 Görüntülenme: 1689
Son 10 haber
   
KOOP-İŞ Sendikası | Özveren Caddesi No:6, 06570, Maltepe/ANKARA, Tel: 0.312.229 44 80, 0.312.230 08 55, Faks: 0.312.229 58 36, bilgi@koopis.org.tr
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilmek kaydı ile kullanılabilir. © KOOP-İŞ    |    E-Posta Servisi
Web Tasarım